Hocam Yerli implant mı? İthal implant mı?
“Hocam, yerli implant mı daha iyi, ithal implant mı? Hangisi daha iyi?”
Bu soruyu bana çok soruyorlar.
Aslında hastanın bana sorduğu soru çok anlaşılır ve haklı bir soru. İnsan ağzına bir implant yaptıracak ve doğal olarak mümkün olan en iyisini istiyor. Fakat benim bu soruya tek kelimelik bir cevabım yok.
Çünkü ben implantı sadece kemiğe yerleştirilen bir vida olarak görmüyorum.
İmplantın kemiğe tutunması başka, üzerine yaptığımız dişin yıllarca nasıl çalıştığı başka bir meseledir.
Tabi bir de 5-10 yıl sonra ne olacağı var.
Vida gevşeyecek mi? Üst yapı kırılacak mı? Parçasını bulabilecek miyiz? Hastanın protezini sökmem gerekirse elimde gerekli komponent olacak mı?
İşte bu yüzden ben hastaya “yerli iyidir” ya da “ithal daha iyidir” demiyorum. Önce hangi vakada, hangi implant sistemini, neden tercih ettiğimizi anlatıyorum.
Değişmeyen bir soru daha var tabi: "Alman daha iyi diyorlar hocam, öyle mi?"
Toplum olarak bazı ülkelere ve markalara karşı doğal olarak bir güven algımız var. “Alman malıysa iyidir” düşüncesi de bunlardan biri. Ancak implant söz konusu olduğunda üretildiği ülke tek başına kalite göstergesi değildir. Bir implantı değerlendirirken üretim ülkesinden çok; bilimsel geçmişine, implant sisteminin özelliklerine, uzun dönem klinik sonuçlarına, üst yapı seçeneklerine ve gerektiğinde komponentlerine ulaşılabilirliğine bakmak gerekir.
İşte bu makalede implant seçerken neye dikkat etmek gerektiği sorusunun cevabını bulacaksınız.
İmplantın Başarısı Nedir?
1. İmplant Kemiğe Tuttu mu?
İmplant başarısı için tabi ki ilk bakılan kriter, implantın Osseointegrasyon diye adlandırdığımız kemikleşme sürecinin sonunda kemikle bir nevi bütünleşerek, kemiğe tutunmasıdır.
Ama sadece tutunmak yeterli değildir. Üzerine gelecek yüklere dayanabilecek kadar sıkı tutunmalı ve sizi uzunca yıllar yarı yolda bırakmaması gerekir.
Genelde muhabbetin tam burasında hastalar "ömür boyu garanti" beklerler. Ama hiç bir tedaviye ömür boyu garanti verilemez. İşin sırrı uzunca yıllar kelimesinde saklı. Uzunca yılların akademik olarak bir karşılığı var. 20 yıllık gözleme dayanan bilimsel çalışmalar %93 oranında bir sağ kalıma işaret ediyor. (Kaynak)
O zaman kabaca 20 yıl kemikte kaldıysa implanta başarılı diyebilir miyiz? Kısmen denebilir, ama sorgulanması gereken bir husus daha var: "Kaldı ama, nasıl kaldı?"
2. Kemik ve diş eti sağlıklı kaldı mı?
 |
| İmplant çevresinde diş eti kaybı |
Şimdi hep beraber fotoğrafa bakalım. İmplant yerinde, sağ kalım açısından problem yok. Peki diş eti yerinde mi? Sizce bu başarılı bir protez mi?
Tabii ki burada gördüğümüz diş eti çekilmesini doğrudan implant markasına bağlamak doğru olmaz.. Ağız hijyeni, sigara, periodontal/peri-implant durum, protezin tasarımı, oklüzal yükler, cerrahi ve protetik faktörler gibi birçok etken rol oynayabilir.
 |
| İmplant etrafında kemik kaybı |
İşte bir diğer fotoğraf. İmplant hala yerinde, ama kemik için söylenecek tek şey var: "O eski halinden eser yok şimdi." Peki neden böyle oldu? Üstteki cevabı tekrar etmek zorundayım; bir çok sebebi olabilir.
Dolayısıyla implant başarısını yalnızca implantın kemiğe tutunup tutunmaması üzerinden değerlendirmek bana göre eksik kalır. İmplant, üst yapı, diş eti, kemik, protez, kullanılan komponentler ve hastanın ağız bakımını birlikte değerlendirmek gerekir.
3. Üzerine yaptığımız diş yıllarca sorunsuz çalıştı mı?
 |
| İmplant üst yapısında kırık |
İmplantlar yerinde, diş etinde problem yok ve kemik seviyesi gayet iyi. Peki ama küçük azı dişinin yarısı ve büyük azı dişi nerede? İşte bu nokta başarıyı belirleyen çok önemli bir kriter.
Burada implantın kemiğe tutunmasından tamamen farklı bir problemle karşı karşıyayız: protetik rehabilitasyon. İmplant sisteminin üst yapı komponentlerinin yeterliliği, dijital çalışma seçenekleri, ölçü alma sistemi, laboratuvar altyapısı ve yapılan protezin tasarımı; ortaya çıkacak sonucun hem estetik hem de fonksiyonel açıdan ne kadar başarılı olacağını etkileyebilir.
Yani bazen implant kemiğe mükemmel şekilde tutunmuş olabilir; fakat üzerine yaptığımız diş, hastanın ihtiyacını tam olarak karşılamıyorsa yalnızca ‘implant tuttu’ diyerek tedaviyi başarılı kabul etmek bana göre doğru değildir.
İmplant sistemini değerlendirirken nelere bakıyorum?
Buraya kadar implantın başarısının sadece kemiğe tutunmaktan ibaret olmadığını, bir bütün olarak sistemin başarılı olması gerektiğini anlatmaya çalıştım. Bu bölümde ise başarılı bir sistemi tercih etmek için nelere dikkat etmemiz, neleri sorgulamamız gerektiğini anlatacağım.
Bilimsel geçmiş
Bir markayı değerli kılan birinci faktör bilimsel geçmiştir. Ne kadar yıldır yapıldığı, implantın uygulandığı bireylerin 3, 5, 10 veya 20 yıllık takipleri neticesinde ortaya çıkan sonuçlar bir markanın kıymetini belirler.
Mesela Straumann bilimsel geçmişi açısından kıymetli bir marka. 881 hastaya uygulanan 1692 implantın 1o yıllık vaka takiplerinde %95 sağ kalım oranı var. (Kaynak)
Aynı markanın 92 hastaya yapılan 388 implantının vaka takibinde ise sağ kalım oranı %88 çıkmış. Peki niye böyle bir fark var. Çünkü bu iki çalışmada kullanılan Straumann implantların yüzey özellikleri ve takip dönemleri birbirinden farklı. (Kaynak)
Bir implant markasının bilimsel geçmişi, size de uygulandığında ne kadar başarılı olabileceğinin önemli bir göstergesidir.
Bir tane de yerli implant örneği verelim: Nucleoss. 38 hastaya yapılan 147 implantın 5 yıllık takibinde sağ kalım oranı standart implantlarda %98,4, kısa implantlarda %96,5 olarak bildirilmiş. (Kaynak) Başarı oranı gayet iyi, ama bir şey dikkatimizi çekiyor takip 5 yıl. Bu sonuçlar olumlu; ancak takip süresinin 5 yıl olması, daha uzun dönem bağımsız klinik verilerin ayrıca önem taşıdığını gösteriyor. İmplant ham maddesi, tasarımı, yüzey temizliği vs
Makaleyi fazla teknik ayrıntıya boğmak istemiyorum. İmplantın tasarımı, yüzey özellikleri, yüzey temizliği ve kullanılan materyalin mekanik özellikleri de implant sisteminin değerlendirilmesinde dikkate alınabilecek unsurlardır.
Tabi bu denetlemeler markaların başvuru ile yapıldığı için, başvurmayan markalar ile alakalı bir yorum yapamazsınız. Ama bu sertifikayı bir seçim kriteri olarak değerlendirebilirsiniz.
Üst yapı seçenekleri
Bu konuya iki başlık altında değerlendirmemiz. Birincisi kemiğin içerisindeki implant ile protez arasındaki bağlantıyı sağlayan parçalar; ikincisi dişin görevini görecek olan protez.
İmplant ile protez arasındaki bağlantıyı sağlayan parçalara abutment diyoruz. Teknik ayrıntının size çok faydası olmayacağı için sorgulamanız gereken iki farkı anlatacağım.
Birincisi simante sistemlerdir. Fotoğrafta gördüğünüz gibi ara parça implantın üstüne yerleştirilir ve protez bir siman materyali ile abutmentın üzerine sabitlenir. En büyük dezavantajı sabitlemek için kullanılan siman tamamen temizlenemediği için doku içinde kalan siman artıkları ilerleyen süreçte kemik kaybına neden olabilir.
İkincisi ise vidalı sistemlerdir. Bu sistemde implant ile protez arasındaki ara parça ağız dışında proteze simante edilir ve ağız içinde implant üzerine sabitlenir. Simantasyon ağız dışında yapıldığı için siman artığı riski azalır.
Vidalı sistemlerin diğer avantajı da bir problem olduğunda resimde gördüğünüz dolgu ile kapatılan vida deliği açılarak, protez yerinden çok rahat bir şekilde çıkartılabilir. Simate sistemlerde bu mümkün değildir.
Öyleyse niye simante sistem hala kullanılıyor diye sorabilirsiniz. Ağız içindeki bir kısım faktörlerden dolayı bazı durumlarda simante sistem kullanmak zorunludur ve tabi ki vidalı sistemlerinde kendi içinde farklı komplikasyonları olabilmektedir.
Ancak uygun olduğu durumlarda vidalı sistemlerin önemli bir avantajı vardır: gerektiğinde protezin daha kolay sökülebilmesi ve bakım yapılabilmesi
Dijital sistem
Teknolojinin hızlanması ile birlikte diş hekimliği alanında da bir çok teknolojik yenilik hayata geçti. En önemlilerinden bir tanesi de dijital ölçü sistemleridir.
Ağız içi tarayıcılar hem hasta için hem de hekim için konforu arttıran cihazlardır. Asıl avantajı ise klasik ölçü sistemlerinde ki ölçü alımı, ölçünün beklemesi, ölçü dökümü, model hazırlanması gibi bir çok basamağı ortadan kaldırmış olmasıdır. Dijital iş akışının bazı geleneksel basamakları ortadan kaldırması, sürecin daha kontrollü ve tekrarlanabilir yürütülmesine yardımcı olabilir. Ancak özellikle implant destekli ve tam ark vakalarda sonuç; tarama tekniği, kullanılan sistem, operatör ve laboratuvar iş akışı gibi birçok faktöre bağlıdır
Başarıyı belirleyen bir faktör olan "üzerine yapılan diş yıllarca sorunsuz çalışır mı?" sorusunun cevaplarından biri işte budur. Hata oranı en aza indirilmiş bir ölçü ile yapılan protezler daha uzun ömürlü olacaktır.
Laboratuvar uyumu
Üst yapının mutfağı laboratuvarlardır. Hikayenin büyük kısmı laboratuvar ile hekim arasında yazılır. İmplant ne kadar iyi olursa olsun üst yapı doğru tasarlanmaz ve üretilmezse başarı oranı kaçınılmaz olarak düşecektir.
Bu sebepten laboratuvarın alt yapısının güçlü olması, teknik tecrübesinin yeterli olması ve hekim ile koordinasyon içerisinde çalışması implant sisteminin başarını etkileyen önemli bir faktördür.
Komponent çeşitliliği
Her hasta için farklı bir plan ve tedavi protokolü uygulanır. Çünkü herkesin kemik seviyesi, anatomik oluşumları, mevcut dişlerin pozisyonları farklı farklıdır. Bu sebepten implant bazen daha yüzeysel, bazen derin yerleştirilir. Genellikle dik bir açıyla konulmaya çalışılırken, bazı durumlarda açılı konulmak zorunda kalınabilir.
İşte kemiğin içindeki bu farklılıklar, ağız içerine çıkıldığında olabildikçe tolere edilerek birbirine uyumlu hale getirilmek zorundadır.
Dolayısıyla bu farklılıkları tolere edebilmek için implant markasının üst yapı parçalarının çeşitliliği önem arz eder.
Yedek parça/tedarik
İmplant sisteminin başarısını değerlendirirken benim önem verdiğim bir başka konu da uzun yıllar sonra bu sisteme müdahale edip edemeyeceğimizdir.
Bugün bir hastaya implant yaptık ve her şey yolunda gitti. Peki 10 yıl sonra ne olacak?
Örneğin implantın üzerine yaptığımız dişte bir problem çıktı. Vida gevşedi, abutment değişmesi gerekti veya protezin yenilenmesi gerekti. O zaman ihtiyacımız olan parçayı firmadan temin edebilecek miyiz?
Çünkü implant kemiğin içerisinde yıllarca, hatta onlarca yıl kalabilir. Dolayısıyla bugün kullanılan bir implant sisteminin yalnızca bugünkü değil, gelecekteki bakım ve onarım imkanlarını da düşünmek gerekir.
Burada benim dikkat ettiğim birkaç nokta var:
-
Kullanılan implant sisteminin komponentleri halen üretiliyor mu?
-
Farklı abutment ve üst yapı seçeneklerine ulaşılabiliyor mu?
-
Sistemin eski modelleri için de komponent bulunabiliyor mu?
-
Firma uzun yıllardır aynı sistemin arkasında duruyor mu?
-
İmplantın hangi sistem olduğuna dair kayıtlar hastada mevcut mu?
-
İleride başka bir hekim veya laboratuvar gerektiğinde bu sistemle çalışabilecek mi?
Çünkü bazen sorun implantın kendisinde değildir. İmplant ağızda duruyordur ama üzerine müdahale etmek için gereken parçaya ulaşmak zorlaşmıştır.
Bu özellikle yıllar içerisinde implant sistemlerinin değiştiği, bazı modellerin üretimden kaldırıldığı veya firmaların el değiştirdiği durumlarda önem kazanır. Eski implant sistemleriyle karşılaşan protez hekimlerinin bu sistemleri tanımlaması ve uygun komponentleri bulması ayrı bir klinik problem haline gelebilir.
Bir de şu noktayı unutmamak gerekir: İmplant tedavisi “yaptım ve bitti” şeklinde bir tedavi değildir. Üzerine yapılan protezin, bağlantı parçalarının ve implant çevresindeki dokuların zaman içerisinde kontrol edilmesi ve gerektiğinde bakım yapılması gerekir.
Bu nedenle ben bir implant sistemi seçerken kendime sadece: “Bugün bu implantı kullanabilir miyim?” diye sormuyorum.
Bir de: “10 yıl sonra bu hastanın karşıma bir problemiyle geldiğinde, bu sistemle rahatça müdahale edebilecek miyim?” diye soruyorum.
Bence bu ikinci soru, implant seçiminin gözden kaçan ama çok önemli kriterlerinden biridir.
Cerrah mı marka mı?
Baştaki soruya tekrar dönüyorum.
“Hocam, yerli implant mı, ithal implant mı?”
Hastalar bana bu soruyu sorduklarında ilk olarak şöyle cevap veriyorum: Cerrah!
Çünkü benim için implant seçiminde implantın markasından önce, o implantın doğru hastada, doğru şekilde planlanması ve uygulanması geliyor.
İmplant sisteminin başarılı olabilmesi için;
-
Doğru bir planlama yapılması,
-
İmplantın ideal pozisyon ve açıya yerleştirilmesi,
-
Üreticinin önerdiği cerrahi protokole uygun hareket edilmesi,
-
Sterilizasyon ve enfeksiyon kontrol kurallarına uyulması,
-
İmplantın üzerine yapılacak protezin de bu planlamaya uygun şekilde tasarlanması gerekir.
Örneğin implantı kemiğin içerisine yerleştirmek teknik olarak mümkün olsa bile, implantın konumu veya açısı protetik açıdan uygun değilse sonrasında ideal bir üst yapı yapmak zorlaşabilir. Bu durumda kemiğin içerisindeki implant başarılı bir şekilde osseointegre olsa bile, üzerine yaptığımız dişin fonksiyonunu, temizlenebilirliğini veya estetiğini istediğimiz seviyede sağlayamayabiliriz.
Aynı şekilde cerrahi protokolün doğru uygulanması da implantın başarısında önemlidir. İmplantın yerleştirileceği bölgenin özellikleri, kemik kalitesi, primer stabilite, cerrahi teknik ve enfeksiyon kontrolü gibi birçok faktör osseointegrasyon sürecini etkileyebilir.
Yani en pahalı implantı kullanmak, tek başına başarılı bir tedavinin garantisi değildir.
Çok iyi bir implant sistemi, yanlış planlama veya yanlış uygulama ile kötü bir sonuç verebilir. Aynı şekilde uygun bir implant sistemi doğru vaka seçimi, doğru cerrahi ve doğru protetik uygulama ile uzun yıllar başarılı şekilde kullanılabilir.
Bu yüzden hastalarıma implant seçerken sadece:
“Hangi marka implant kullanıyorsunuz?”
diye sormak yerine,
“Neden bu implantı benim vakamda tercih ediyorsunuz ve bu tedaviyi nasıl planlıyorsunuz?”
sorusunu da sormalarını öneriyorum.
Tamam da Hocam, yerli implant ile ithal implantın hiç mi farkı yok?
Bu soruyu sorduğunuzu duyar gibi oluyorum. Cevabım, tabi ki aralarında fark var. Ama bu farkı belirleyen faktör implantın hangi ülkede yapıldığı değil, yukarıda saydığımız faktörlerin bütünüdür.
Bilimsel geçmişi daha başarılı olan, üst yapı ara parçaları ihtiyaçları karşılamaya yeten, tedarik sistemi güçlü olan bir yerli implant, ithal bir implantdan daha iyi olabilir.
Burada esasında anlatmak istediğimiz implant seçimi yaparken, markanın menşeine değil, implant sisteminin bütününe bakıp karar vermenizdir.
Peki hocam, siz olsanız hangisini yaptırırdınız?
Tabi ki, yerli mi ithal mi diye konuşurken çoğu kez bu soruda gelir. Bu sorunun cevabı ise şunu ya da bunu yaptırırım değildir. Burada akılcı yaklaşım bir sıralama yapmak ve bu kriterlere göre en avantajlı gördüğün implantı yaptırmandır.
Benim için sıralama:
- Doğru teşhis ve vaka seçimi
- Cerrahın deneyimi ve doğru cerrahi protokol
- Kullanılan implant sisteminin güvenilirliği ve bilimsel altyapısı
- Üst yapı/protetik sistem
- Laboratuvar ve dijital çalışma
- Uzun dönem komponent ulaşılabilirliği
- Fiyat
Sıralamada fiyat son bakılacak unsurlardandır. Çünkü başarısız olma ihtimali yüksek olan bir implant sistemini ucuza yaptırmış olmak hiç bir anlam ifade etmeyecektir.
Size vereceğim en önemli tavsiye
Size bir implant tedavisi planı sunulduğunda ilk sorgulayacağız şey "ithal mi yerli mi" olmasın. Hekiminize aşağıdaki soruları sorun ve tatmin edici bir cevap aldığınız implant sistemini tercih edin.
-
Bana hangi implant sistemi kullanılacak?
-
Bu sistemin uzun dönem klinik çalışmaları var mı?
-
Neden benim vakamda bunu tercih ediyorsunuz?
-
Üzerine yapılacak protez hangi sistemle yapılacak?
-
İleride parçasına ulaşılabilir mi?
-
Dijital olarak bu sistemle çalışabiliyor musunuz?
-
İmplantın kendisi kadar üst yapıda hangi komponentleri kullanacaksınız?
-
İleride bir vida veya üst yapı problemi olursa nasıl müdahale edeceksiniz?
-
Benim kemik ve diş eti durumum nasıl?
-
Sigara, diş sıkma veya hijyen gibi kişisel faktörler prognozumu nasıl etkiliyor?
Yazar: Dt. Muhammet Hekim
Son güncelleme: 16 Eylül 2026
Bu sayfada yer alan bilgiler tanı ve tedavi amaçlı değildir. Şikayetleriniz için mutlaka bir diş hekimine başvurunuz.
Konuyla alakalı sorularınızı makalenin alt kısmındaki yorum kısmından sorabilirsiniz. Kısa sürede cevap vermeye çalışacağım.
Yorumlar
Yorum Gönder